Depreme
Karşı Ahşabın Gücü
Hepiniz
bilirsiniz; mikroplar faydalı ve zararlı olmak üzere ikiye
ayrılır. Mimarlık; muhtemelen faydalı mikroplar
sınıfına giriyor. 35 sene önce bu mikrobu kendi isteğimle
Güzel Sanatlar Akademisinden(
“O” şimdi M.S.Ü.) aldığımı itiraf ediyorum
!..
Mezun
olduktan sonra, maişet motoruna yakıt temin etme telaşı
ile 20 yıl kadar, “ahşap atölyesi” çalıştırma
gayretinde bulundum. 18 yıldır ,Seramik Sanatçısı
eşim ve üç çocuğumla, Bursa’nın Ürünlü Köyünde, kısıtlı
malzemelerle yaptığımız “ahşap”
bir evde yaşıyorum. Son beş yıldır ; sadece
proje yaparak geçinmek gibi bir takıntım var..
Bu
arada her meslek sahibinin; geçim kaygısından da öncelikli,
“toplumsal görevi” olduğunainandığım;
bilimsel araştırmalar, makaleler ve konferanslar ile yaşantıma
anlam katmaya, hayatımızı yaşanmaya değer
kılmaya çalışıyorum..
Deprem,
ülkeyi kökünden sarsarken bundan hepimiz nasibimizi aldık.
Herkesin mesleki bilgileri ve vicdani sorumlulukları açısından
“bir şeyler yapmalıyız artık !” dediği
şu günlerde, fay hattının nereden geçtiğini
değil üstünde alınması gereken tedbirleri nihayet
konuşmaya başladık.
NELER
YAPTIK ?
“Depreme
Karşı Ahşabın Gücü” nü anlatan konferans dizisinden dördüncü
etkinliği 15 Ocakta Bursa ,T.K.M. de gerçekleştirdik.
Sevindirici yanı salon yine dolu idi. Alıştığımız
yanı da ;ilkini Mimarlar Odasının tertiplemesine
rağmen “Mimarlar yine % 10 u geçmiyordu”.. İkincisi
; Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümünde, Üçüncüsü;
İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Oditoryumunda yapıldığından,
oradaki öğrenci ve mimar ve oranlarından bahsetmiyorum.
Tabii ki çoğunluktaydılar..
9
Aralık‘ta, İstanbul’daki söyleşinin ardından
yapılan panelde, çağrıma özveri ile katılıp
bizi aydınlatan beş uzman dostumuzla ahşabı
“enine boyuna” inceledik. Yapı Endüstri Merkezinin organize
ettiği toplantıda :
Mimar
Turgut Cansever ; engin deneyimi ve bu konunun duayeni vasfı ile,
Prof.Saadettin
Ökten ;
Ahşap konusunda Ülkemizde yazılmış üç-dört statik
kitabından birinin müelliflerinden olmakla, inşaat mühendisliği
yönünden,
Prof
Yener Göker ; Odun
mekaniği Ana Bilim Dalı Başkanı olarak,ahşabın
bilmediğimiz yönlerini irdeleyerek,
Emine
Erdoğmuş ; Ahşabın koruyucularını üreten Senkron firmasının
Genel Müdürü ve Kimyager vasfı ile bu konunun önde gelen mücahitlerinden
biri olarak,
Prof.Cengiz
Eruzun
da hem ev sahibi, hem de gerçek bilgi sahiplerinden biri olarak
katkıda bulundular. Bu zenginlik, toplantıyı dört
buçuk saate taşıdı..
Yapı
Endüstri Merkezinden ; söyleşinin ve panelin sonuçlarının
genişleterek bir kitap haline getirilmesi talebi geldi. Türkiye’nin
dört bir yanından ilgi ve bilgi akıyor..
3
Mayısta Bursa Almira Otelde, Türk Evi Firması tarafından,
8 Mayısta İstanbul Grand Haliç Otelde ve 11 Mayısta;
Anadolu yakasındaki MODOKO Mobilyacılar Sitesi İdare
Binası Salonunda; ERA Tasarım+Uygulama+
Mimarlık
şirketinin organizasyonunda iki konferans düzenlendi.Yine “Depreme
Karşı Ahşabın Gücü !” ana başlık.
Bu konferanslar teknik düzeyde, uzmanlara yönelik fakat salonların
kapasitesi oranında halka da açık düşünüldü.. Böylece
yedincisi organize edilen bu söyleşilerin ardından bana
daima şu soru yöneltiliyor: “Toplumumuzun çoğunluğu
bu gerçeklerin ne zaman farkına varacak ?” Ne zaman ki
elli yedinci konferans için davet alırız, işte artık
o bilinç düzeyine çoktan varmışız demektir.
Siz
bu sabrı gösterirken yalnız mı kalacaksınız
? Hayır !.. “Ulusal Ahşap Birliği”nin kuruluş
amaçlarından biri de
bu
; “Ahşap kullanan üretici ve tüketiciyi hiç yalnız
bırakmamak”.. Tüm üretenler ve depremin zararlarını
birinci dereceden görenler, güç birliği arayışı
içindeler.. Ahşap Birliği kuruluşu bu arayışın
en akılcı ürünlerinden biri olacak..
Şimdi
şöyle bir çevreye göz atalım !. “Elimizde hangi bilgiler
ve olanaklar var ? Daha sağlıklı ve daha güvenli
yarınlar için neler yapabiliriz ?” Bu sorulara cevap bulmaya
çalışalım..
Aşağıda
okuyacağınız metin, bildiklerinizi unutturmamak ve
yeni sorulara temel olmak amacı ile derlenmiş, görüşlerinize
sunulmuştur..
BİLDİĞİMİZ AĞAÇ , YANİ AHŞAP
, YANİ TAHTA !..
Diğer
inşaat malzemeleri ile fiziksel ve mimari özelliklerini karşılaştırdınız
mı hiç ? Doğanın bize mükemmel iç yapısı
ile hazır olarak sunduğu bu harika malzemenin akıllıca
kullanımı ile nelerin çözüme ulaştığı,
hangi formların olanaklı hale geldiğini ,bilgisayar
ortamındaki görsel sunu ile izlemiş olacaksınız..
Önce, bir dizi özet soru ile “durum tespiti !” yapalım
isterseniz.. Ardından , bize bu soruları sordurtan güzel
Ülkemizin insan hamuruna bir göz atalım ve son olarak yabancı
bir uzmanın Ekim başlarında, İstanbul “Yapı
Endüstri Merkezinde” verdiği konferansın Türkçe metnine
kulak verelim isterseniz !.. Son olarak dediğime bakmayın..
Son söz yine bizim olacak. Çünkü bu Ülke bizim !..Çünkü burada,
aklımızı kullanarak mutlulukla yaşayabilecek
iken , birilerinin akılsızlığına uyup kahırla
ölmekte olan, bizleriz
...........................................................
AHŞABA
YÖNELTİLEN TEMEL SORULAR :
1-
YANMAZ MI ?
2-
ÇÜRÜMEZ Mİ ?
3-
ORMANLAR YOK OLMAZ MI ?
4-
SAĞLAM OLUR MU ?
5-
ÇOK KATLI OLUR MU ?
6-
EKONOMİK OLUR MU ?
ve
cevapları :
(
Size bir kopya vermek istiyorum. Bütün bu tartışmaların
özetini merak ediyorsanız lütfen yukarıdaki altı
sorunun sadece ALTI ÇİZİLİ
kısımlarını okuyunuz.. Yanıtları bulacaksınız..
) Bunlar sizi tatmin etmedi mi ? Öyle ise bu yazıyı okumaya
başlamakla iyi ettiniz..
1-
Amerika’daki
konutların ortalama % 90 ının,Kaliforniya’da
ise %99 unun ahşap olduğunu BİLİYOR
MUYUZ ?
2- Amerika’da , 50 m2 lik “panolu” bir ahşap
evin kaba montajını; iki işçinin 5 SAATTE,
tüm işçiliğini BİR HAFTADA bitirebildiğini
BİLİYOR
MUYUZ ?
3- Yine Amerika’da ortalama büyüklük olan ; 92 m2 lik
MÜSTAKİL bir ahşap evin kaba yapısının
9815 $ A
YANİ ;106 $ M2 ye bitebildiğini
bu hali ile betonarme bir evden % 30 İLA % 50 DAHA UCUZA
çıktığını ; halı,seramik,
elektrik , sıhhi tesisat ile ısıtma sistemi dahil
m2 maliyetinin 97 MİLYON TL Yİ , EVİN TOPLAM
MALİYETİNİN ORTALAMA ; 9 MİLYAR TLYI GEÇMEDİĞİNİ
BİLİYOR MUYUZ ?
4- Deprem sigortası priminin beton evlerde ahşap eve
göre 5 MİSLİ FAZLA olduğunu ve bütün
bu sebeplerden Amerika’da betonarme evde oturmanın bir LÜKS
olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?
5-
Köprülü
yalısı 17.YÜZYIL sonlarında inşa
edildiğinde Amerika’nın henüz tarihte yer almadığını
BİLİYOR MUYUZ ?
6-
Şu
günlerde İngiltere’de 6 KATLI ahşap sosyal konutların
inşa edildiğini BİLİYOR
MUYUZ ?
7-
Paris’te
de 200 M YÜKSEKLİĞİNDE ahşap
DOĞAYA SAYGI KULESİnin yapılmakta olduğunu
BİLİYOR MUYUZ ?
8-
Bunlara
karşılık , DÜNYANIN EN BÜYÜK TARİHİ
AHŞAP BİNASININ 100 M boyu , sekiz katlı
bina yüksekliği ile tam 100 yıldır
ayakta olan Büyükada’ki Rum Yetimhanesi olduğunu
BİLİYOR MUYUZ ?
9-
Betonarmenin
ahşaba göre 5 KAT, çeliğin 13
KAT ağır olduğunu BİLİYOR
MUYUZ ?
10- 100 m2 lik betonarme karkas sistemin yaklaşık
75 ton, 100 m2 lik ahşap karkas sistemin ise 2.5 - 4 ton arasında geldiğini,
böylece temele gelen yüklerin 20 ila 30 kere daha az olduğunu
BİLİYOR MUYUZ ?
11- 1cm Kontra plağın veya ahşabın
16 cm betonun ısı izolasyon değerine
eşit olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?
12-
Ahşap
kullanılarak 1790 DA 108 METRENİN Ren nehrinde
“Limmat” köprüsünde geçildiğini, bugün 160 m
açıklığın
çatılarda rahatça geçilebildiğini ve şu anda
250m nin de geçilmek üzere olduğunu BİLİYOR
MUYUZ ?
13-
Hesap
sonucu çıkan ahşap kesitinin biraz daha büyüğü
kullanıldığında, dıştaki kömürleşen
tabakanın doğal bir izolasyon sağlayarak iç ahşabın
YANMASINI GECİKTİRDİĞİNİ BİLİYOR
MUYUZ ?
14-
Belli
bir açıklıktan sonra kendini bile taşıyamayan
betonun havlu attığını, koruma tedbiri alınmazsa
çelik çatının, önce aşırı genleşme
yüzünden deforme olarak taşıyıcı özelliğini
kaybettiğini 600 DERECEDEN İTİBAREN
çökme riski taşıdığını ve bu
yüzden 15 DAKİKA içinde çökebildiğini ,
ısıda genleşmesi sıfır olan ahşap
çatının ise yanarak taşıyıcı
gücünü kaybedene kadar ORTALAMA BİR SAAT ayakta
kalabildiği ve bu yüzden canımızı kurtarabildiğimizi
BİLİYOR MUYUZ ?
15-
Amerika’nın
en büyük ve ünlü yapım firmalarından Skidmore,Ovings&Merrill’in
inşa ettiği 120 x 200 m boyutlarında,17.500
kişilik Ütopya salonunun yapımında
yine bu yüzden, yani YANGINA DAYANIKLI
olması için ahşabın çeliğe tercih edildiğini
BİLİYOR MUYUZ ?
16-
1225
de Ren nehrinde inşa edilen Basel köprüsünün 1903 yılına
kadar 774 yıl hizmet verdiğini, 13. ve 14.yüzyılda
inşa edilen ; ahşap kolon ve çatıları olan Kastamonu:
Mahmutbey , Beyşehir: Eşrefoğlu ve Afyon
Ulu Camilerinin, özel bir bakıma sahip olmaksızın
600 İLA 700 YILDIR ayakta olduğunu BİLİYOR
MUYUZ?
17-
1500
yaşındaki AYASOFYA’da kemerlerin arasındaki gergi çubuklarının
en eskilerinin AHŞAP olduğunu, yani dünyanın en ünlü ve eski yapılarından
birinin, ASIRLARDIR AHŞABA GÜVENDİĞİNİ
BİLİYOR MUYUZ ?
18-
20.yüzyılın
başında “ömrü sonsuzdur” diye anlatılan
betonarmenin fiziki ömrünün, KARBONATLAŞMA VE KOROZYON
sorunu yüzünden ortalama 60 YIL olduğunun artık
bilimsel olarak kabul edildiğini BİLİYOR
MUYUZ ?
19-
Ahşap yapılarda yaşayanların FİZYOLOJİK VE PSİKOLOJİK
AÇIDAN kendilerini çok daha sağlıklı hissettiklerini
, betonarme evlerde ikamete mecbur kaldıklarında rahatsızlandıklarını
duymuşsunuzdur. Romatizma, astım, böbrek hastalıkları
ve dolaşım bozuklukları üzerinde , BİZLE
BİRLİKTE NEFES ALAN AHŞABIN olumlu etkileri
olduğunu , buna karşılık betonun ; sürekli RADON
GAZI yayarak bedenimiz üzerinde TOKSİK ETKİ
yaptığını da BİLİYOR
MUYUZ ?
20-
RADON ; radyoaktif bir gazdır. Bu yüzden ,akciğer kanserinden ölenlerin
% 14 ünün bina içi radona maruz kalanlar olduğunu BİLİYOR MUYUZ ?
21- Bu yüzden Amerika’da, bodrum katı beton
olan evlerde RADON
GAZI TAHLİYE ASPİRATÖRLERİNİN
24 SAAT ÇALIŞTIĞINI
BİLİYOR MUYUZ ?
22-
İstanbul’da 398 ev üzerinde yapılan ölçümde 260 BEKARELe kadar
değerler bulunmuştur.Bunların tümü beton evlerdir..
Zemini beton olan iki adet ahşap evde ; 10
BEKAREL ölçülmüştür. Zemini de ahşap geleneksel
Japon evlerinde yapılan ölçümlerde ise EN ÇOK 2.9 BEKAREL
radon ölçülebildiğini BİLİYOR MUYUZ ?
23- Tünel kalıp tekniği ile betondan imal edilen
apartmanlarda duvarlarda da mevcut çift kat hasır demirin arasından
mecburen geçen 220 VOLT ELEKTRİK TAŞIYAN TELLER YÜZÜNDEN
MANYETİK ALAN OLUŞTUĞUNU, zihinsel ve fiziksel sağlığımızın
bu yüzden risk aldığını da BİLİYOR MUYUZ ?
24- Türkiye
yüzölçümünün % 26
sının ORMAN ALANI
olduğunu, Avrupa ortalamasının da % 27 olduğunu,
bu oranla Türkiyenin, Avrupa ülkeleri içinde en büyük orman yüzeyine
sahip olduğunu BİLİYOR
MUYUZ ?
25-
Orman alanlarımızın ÜÇTE BİRİNİN;KIZILÇAM yani, yapı kerestesi olmaya en uygun türlerden
olduğunu BİLİYOR
MUYUZ ?
26-
Buna karşılık orman alanlarımızın
% 60 ININ BİLİNÇSİZ
BAKIM YÜZÜNDEN BOZUK OLDUĞUNU, dünya ortalaması % 5 iken,
bizde orman ürünlerimizin %
60 ının yakacak olarak kullanıldığını
BİLİYOR MUYUZ ?
27-
Dünyada ahşabı inşaat
sektöründe kullanan ülkelerde ORMANLARIN KÜÇÜLMEDİĞİNİ
, tersine ; bilimsel bir yaklaşım ve bilinçli
bir koruma anlayışı ile hızla BÜYÜMEKTE
OLDUĞUNU BİLİYOR MUYUZ
?
28- Amerika’da ormanların her yıl kesilen miktarının
% 23 Ü KADAR BÜYÜMEKTE olduğunu ,yani kesilen
her 100 AĞACA KARŞILIK 123 AĞAÇ yetiştiğini
BİLİYOR MUYUZ ?
29- Son yıllara kadar TÜM UZAKDOĞU’nun
; Japonya, Kore, Tayvan , Çin gibi ülkelerin tomruk ihtiyacını
karşılayan Amerika’da her sene ormanların , YÜZÖLÇÜMÜ
VE AĞAÇ MİKTARININ ,ORTALAMA % 10 ARTTIĞINI BİLİYOR
MUYUZ ?
30-
Bu bilinçli yaklaşım sırasında
, HAŞARATA DAYANIKLI FİZİKİ MUKAVEMETİ
YÜKSEK, HIZLI BÜYÜYEN süper ağaçların geliştirildiğini
BİLİYOR
MUYUZ ?
31-
Yeni dikilen ağaçların, havanın
karbondioksitini yaşlı ağaçlara göre çok daha hızlı
fiitre ettiğini, böylece GENÇ ORMANLARIN, şehirlerdeki CO2 yoğunluğundan bizi çok daha
çabuk kurtarabileceğini BİLİYOR
MUYUZ ?
32-
Bu yüzden, BİLİNÇLİ KESİM İLE ORMAN YÜZEYİNİ
YENİLEMENİN, ekolojik dengenin daha çabuk kurulmasını sağlayacağını
BİLİYOR MUYUZ
?
33-
Bu
sebeplerden “GREEN PEACE”örgütünün tüm dünyada ahşabın
yapıda kullanılmasını desteklediğini
BİLİYOR MUYUZ?
34-
Akıllı
bir ahşap sanayii ve orman politikası ile, Amerika’daki
hızın yarısı olan % 5 BÜYÜME İLE, 14 YILDA orman alanımızı
2 MİSLİ büyütebileceğimizi BİLİYOR
MUYUZ?
35-
Depremde
bizi öldürenin “SADECE BETONUN AĞIRLIĞI” olduğunu
, ahşap evlerde ölüm riskinin sıfıra yakın
olduğunu BİLİYOR MUYUZ
?
36-
20
yıl önce İstanbul’un kültür mirası olarak korunması
projesi içinde İstanbul’a gelen Japon uzmanların , dünyada
depreme karşı en dayanıklı yapının
OSMANLI AHŞAP KARKAS SİSTEMİ olduğunu
söylediklerini
BİLİYOR MUYUZ ?
37-
Kobe depreminden
sonra, BİZİM ASIRLARDIR BİLDİĞİMİZ
yöntemlerle sağlamlaştırmayı nihayet akıl
ettikleri; ağır çatılı ve çöp bacaklı
Japon sisteminin ve hantal kesitli Avrupa sistemlerinin değil
, bizim ATAMIZDAN KALMA çapraz çatkılı konstrüksiyona
özellikle işaret edildiğini BİLİYOR
MUYUZ ?
38- Ekonomik kesitli ve akıllıca çatılmış
eski ahşap yapılarımızın sağlamlığını
elde edebilmek için ,o yıllarda, “bizim teknolojik bilgimize”
sahip olamayan İngiltere’deki eski yapılarda 3 MİSLİ
KALINLIKTA ahşap kullanıldığını
BİLİYOR
MUYUZ ?
39- Kesimlik ormanı olamayan İngiltere’de “ahşap”
ithal edildiğinden , diğer yapı malzemelerine göre
pahalıdır. Buna rağmen BÜYÜK BİR HIZLA
İNŞA EDİLDİĞİNDEN ,
dolayısı ile çok daha KISA SÜRE KREDİ FAİZİ
ÖDENMESİ GEREKTİĞİNDEN ve çok daha YÜKSEK
İZOLASYON DEĞERLERİNE ULAŞILABİLDİĞİNDEN
ahşap evlerin kargire yani taş ve tuğla evlere
tercih edildiğini BİLİYOR
MUYUZ ?
40- AHŞABIN ÇELİĞE GÖRE BAKIM MASRAFLARI ÇOK DAHA
AZ OLDUĞUNDAN ve KİMYASAL ETKİLENMESİ OLMADIĞINDAN
İngiltere’de yüzme havuzlarında ve kimyasal
malzeme ambarlarında da tercih edildiğini BİLİYOR
MUYUZ ?
41-
Amerika’daki
eski evlerin % 40 ININ MİMAR VE MÜHENDİS DENETİMİNDE
YAPILMADIĞINI VE RİSK TAŞIMADIKLARI İÇİN
DE DEPREM SİGORTASINA SAHİP OLMADIĞINI BİLİYOR
MUYUZ ?
42-
SADECE AHŞAP oldukları için , depreme karşı alınması
gereken 32 tedbirin % 30 u eksik olan Kaliforniya evlerinin
buna rağmen , Körfez depremine eş büyüklükteki depremde
SADECE 25 İNSAN KAYBI verdiğini BİLİYOR MUYUZ ?
43-
Sıkı bir denetimin
ve sigorta şirketlerinin sorunu çözebileceğini sananların
,Türkiye’de yaklaşık 30 bin mimar ve
bir o kadar inşaat mühendisi olduğunu, bunların tümünün sigorta şirketlerinde
maaşlı memur olarak çalışmaları halinde
bile , Ülkenin ihtiyacı olan YILLIK 500 BİN konut kapasitesini denetlemeye yetemeyeceğini BİLİYOR MUYUZ
?
44-
Eldeki insan kaynağı ile denetleme gücüne sahip olamayacağımız
itiraf edilen betonarmeyi tekrar aynı hararetle kullanmaya
kalkışmanın ve “bu kez sağlam olacak”
sözüne inanmanın ASIL VE EN BÜYÜK CİNAYET olacağını
artık GÖREMİYOR MUYUZ ?
45-
Almanya’da tüm yapıların % 23 ünün , Fransa’da % 17 sinin , Türkiye’de ise % 95 inin BETON OLDUĞUNU
BİLİYOR MUYUZ ?
46-
Gelişmiş ülkelerin
hiç birisinde Türkiye
kadar betonlaşma
ile karşılaşmanın mümkün olmadığını
ve onların bize göre
DAHA APTAL olmadıklarını DÜŞÜNMÜYOR MUYUZ
?
47-
Çağın gereklerine
uygun teknoloji ve mimari çözüm ile inşa edilen ahşap konutların “Türkiye’de de” BETON EVLERDEN
DAHA UCUZA çıkabileceğini
BİLİYOR MUYUZ ?
48-
En
basit teknoloji ile bile inşa edilebilen ahşap konutların
bize “OTO KONTROL” olanağı verdiğini,
dolayısı ile GÜVENLİĞİNİN
çok kolay denetlenebileceğini BİLİYOR
MUYUZ ?
49- ÜLKEMİZ TOPRAKLARININ % 92 SİNİN DEPREM RİSKİ
TAŞIDIĞINI ve nüfusumuzun % 98 inin yani en az
59 milyon kişinin bu tehlike ile her an yüzleşebileceğini
BİLMİYOR MUYUZ ?
50-
Ve
bize cevapları bulduracak bölümün son sorusu: Allah’ın
vergisi, doğanın hediyesi aklımızın, en
azından geleceğini koruyabilmek
için, gerekli kararı vermekten, YENİ VE GÜVENLİ ŞEHİRLERİ kurabilmekten aciz olmadığını
DÜŞÜNMÜYOR
MUYUZ ?
ÇOK KATLI MI ? AZ KATLI MI ?
Sonuç
bölümüne gelmeden önce, “yeni ve güvenli şehirler” gündeme geldiğinde akla gelen
ilk soruya yanıt aramanın sırası geldi.
K1-
Dünya standardına göre ideal yerleşim yoğunluğunun;
100 DÖNÜME 150 İLE, 10 DÖNÜME 150 KİŞİ
ARALIĞINDA olduğunu. BİLİYOR
MUYUZ ?
K2- Bu oranın; en büyük eşikte,
ortalama olarak ;
BİR KİŞİYE 666 m2,
3 KİŞİLİK BİR AİLEYE 2 DÖNÜM,
5 KİŞİLİK AİLE İÇİN 3.3 DÖNÜM
alan
demek olduğunu
BİLİYOR MUYUZ ?
K3- Bu üst eşikte; arazinin yaklaşık
yarısının; yollar, meydanlar ve kamu hizmetlerine
ayrılan alanlar olduğunu varsaysak bile, 5 KİŞİLİK
BİR AİLE İÇİN
1650 M2 lik bir arsanın ayrılabileceğini
BİLİYOR MUYUZ ?
K4-
Batı
standardı bahçeli yerleşimde alt eşik olan 10
dönüme 150 kişi de ise; aynı aileye 160 m2
lik bağımsız bir arsa verilebilmekte. Bu da; 50+70=120
m2 iki katlı bir ev ve 110 m2 bahçe olanağı
sunmaktadır. Bu bahçenin, doğrudan kişilerin kullanımına
sunulmuş “aktif yeşil” alan olduğunu ve böylece
toplu olarak ayrılması gereken “pasif yeşil”
den tasarruf edilebileceğini düşünürsek, iki kat sınırını
geçmeksizin, 5 KİŞİLİK AİLE BAŞINA 200 M2 yi aşan bağımsız
yeşil alan sağlanabileceğini
BİLİYOR MUYUZ ?
K5-
Türkiye’nin
toplam alanının 800.000 km2 olduğunu,
Devletin elinde ; tarımsal, dağlık bataklık
ve elverişsiz alanlar dışında
400.000 km2 arazi
olduğunu
BİLİYOR MUYUZ ?
K6- Bu hesaba göre ; Ülkenin
YÜZDE 5’i olan 40.000 km2 nin yani 40 milyon dönümün
konuta tahsis edilmesi halinde, 60 MİLYON NÜFUSUN
“üst eşikte”, BİNDE 5’i olan 4000 km2 nin yani 4 milyon
dönümün tahsisi halinde ise “ alt eşikte” fakat yine de bağımsız
yeşil alana sahip olarak BİR VEYA İKİ KATLI EVLERDE OTURABİLECEĞİNİ
BİLİYOR MUYUZ ?
K7-
Türkiye’yi
boydan boya geçen, yani 1.500 km boyunda bir çizgi düşünün.
Arada on misli fark olmasına rağmen hayallerimizi zorlayıp
üst sınırı örnek olarak alsak bile, bu çizginin en
çok 27 km genişliğinde
olacağını, tüm nüfusun
BAHÇELİ EV DÜZENİNDE çizginin içine
sığabileceğini
BİLİYOR MUYUZ ?
K8-
Bu
genişliğin, normal bir karayolları haritasında
sadece 14 mm KALINLIĞINDA
BİR ŞERİT KADAR olduğunu, nüfusunun artacağı varsayımı
ile 100 milyonluk bir Türkiye’nin bu haritada en fazla 2,5 cm yer tutacağını da
BİLİYOR MUYUZ ?
K9-
19.yüzyılın
sonlarında “Amerikan rüyası” olarak belirlenen
üst eşikteki yaşantı, özel bir grup ilişkisi
ve ekonomik paylaşım söz konusu değilse, örneğin
klasik bir köy kurgusu ve tarımsal üretim söz konusu değilse,
sosyal ilişkileri ve hizmet dağılımını
zorlamaya başlamaktadır. Özellikle Ülkemiz gibi 50 yıldır
“şehir yoğunluğu bağımlısı”
olan halkın psikolojik tercihlerini de zorlayacaktır.
Yeni olanakların yeni özlemler doğuracağını
varsayarak fakat yine de gerçekçi bir yaklaşımla
10 DÖNÜMDE 50 KİŞİYİ, hesabımıza ve hayallerimize
baz olarak alsak bile bize 12.000 km2 nin yeteceği bellidir.
Bu alanın, TÜRKİYE’NİN
YÜZDE BİR BUÇUĞU olduğunu
BİLİYOR MUYUZ ?
K10-
“Çok katlı yapmalıyız, çünkü yer yok !” diyenlerin ;
BU HESABI BİLMEYENLER olduğunu, sadece MEVCUT RANTLARIN
KORUNMASINA VE YÜKSELMESİNE
hizmet ettiklerini
DÜŞÜNMÜYOR MUYUZ ?
K11-
Çok katlı olmak uğruna kalabalıklaşan şehir merkezlerinde YARIM SAAT tıkanan trafikte bekleyen bir aracın,
açık bir yolda aynı süre içinde ve aynı benzinle
sizi 50 km UZAKLIĞA
götürebileceğini
BİLİYOR MUYUZ ?
K12- TOPLU TAŞIMAYA ÖNEM VEREREK
ulaşım
sorununu çözdüğümüzde,
60
milyon nüfusun ; BAHÇELİ, MÜSTAKİL VE EN ÇOK İKİ KATLI
EVLERDE yaşayabilmesinin
mümkün olacağını
GÖREMİYOR MUYUZ ?
K13- 200 YILLIK APARTMAN KÜLTÜRÜNE SAHİP FRANSA’DA
1963 YILINDA yapılan bir halk oylamasında halkın
% 68’inin tek katlı evde oturmak istediğinin anlaşıldığını
ve o tarihten beri iskan politikasının EN ÇOK İKİ KATLI KONUTLAR yönünde değiştirildiğini
BİLİYOR MUYUZ ?
K14- Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 1992
yılında Marmara Üniversitesine yaptırılan
ankette 60.000 DENEK ile yapılan
görüşme sonucunda Türk halkının % 96 SININ TEK VEYA İKİ
KATLI EVDE oturmak istediğinin anlaşıldığını
BİLİYOR MUYUZ
?
K15-Tüm yönlendirme sorularının DPT tarafından
titizlikle ayıklandığı bu ANKETİN KESİN
SONUÇLARINA RAĞMEN iskan politikamızda az katlı konutlara
doğru hiç bir değişimin görülmemesini
DÜŞÜNDÜRÜCÜ BULMUYOR MUYUZ ?
BİLİYOR MUYUZ ?
GÖRÜYOR MUYUZ ?
DÜŞÜNÜYOR MUYUZ ?
SONUÇ :
S1-
Ahşabın
kendi AĞIRLIĞI AZ olduğundan, temele
ulaşan yükler de azdır. Temel daima ekonomiktir..
Çürük zeminlerde hatırlanmalıdır ..
S2- Tahta, FARKLI İKLİM KOŞULLARINA
dayanır. İşlem görmüş tahtalar TEMELLERDE
dahi kullanılabilir. Özel boyalarla YANGIN DİRENCİ
arttırılabilir. “Emprenye” edilerek, yani kimyasal
sıvılarla işleme sokularak ÇÜRÜME VE BÖCEK
TAHRİBATI tamamen önlenebilir.
S4- MONTAJDAN HEMEN SONRA TAM YÜKLEME
YAPILABİLİR Böylece sağlamlığı denetlenebilir..İş
bittiğinde yükünü almış yapı ayakta ise hep
ayakta kalacaktır. Sonradan ortaya çıkan; kaynak hatası,
eksik demir konulması ,kalıbın erken alınması
gibi hayati sonuçları olan benzer yüzlerce İMALAT KUSURUNU TAŞIMA RİSKİ SIFIRA
YAKINDIR.
S5-
Yapı
söküldüğünde, çok az zayiatla YENİDEN KURULABİLİR. Onarım ve PLAN DEĞİŞİKLİĞİ çok kolaydır..
Bireysel
müdahale olanağı verir..
S6-
Ahşap kendi
ÇEVRESİ İLE KİMYASAL DENGEDEDİR !.. Etkilenmez
ve etkilemez..
S7-
AHŞAP ENERJİ DOSTUDUR. İmal edilirken ve inşa
edilirken
diğer yapı malzemelerine göre çok daha az enerji kullanılır.
Ahşap evi ısıtmak için de çok daha az enerji harcanır.
S8-
Betonun
karışım suyundan ; sonraki sulamasına , çakılın
büyüklüğünden; kalitesine, demirin kalınlığından;
işleniş biçimine kadar yüzlerce faktörün bulunduğunu
ve bu yüzden eldeki olanaklarla denetiminin olanaksız olduğunu
ARTIK KABUL EDELİM..
S9-
Çöken;
çimento sanayiinin pompaladığı SİSTEMDİR.
Daha çok benzin satılması için desteklenen otomotiv sektörünün,
ve ardından, deniz ve demir yolu aleyhine geliştirilmek
zorunda kalan oto yolların da katkısı ile Türkiye’nin
başına betondan bir çorap örüldü.. ÇÖKEN VE 40 BİN
KİŞİNİN ÖLÜMÜNE SEBEP OLAN BU SİSTEMDİR.
S10-
Biz hala betonarme yapıların daha sağlam
nasıl yapılacağını tartışıyoruz. Gelin bu kısır
döngüden vazgeçelim. Ve
AHŞABI TEKRAR SAYGIN YERİNE KAVUŞTURALIM .
Amerika’nın, Kanada’nın,
Avustralya’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın Almanya’nın
Finlandiya’nın ve aklı başında tüm ülkelerin
yaptığı gibi ..
S11-
Amaç ahşap fanatikliği yapmak değildir. Ahşap ;
Dünya örneklerinde görüldüğü gibi, çelik, beton,taş ve
kerpiçle mükemmel bir uyum içinde kullanılabilir. Gerektiği
yerde ve gerektiği biçimde..
VAZ GEÇMEMİZ GEREKEN BETON FANATİKLİĞİDİR
!..
S12-
Şehirler
ortalama 20 yılda rant ve fonksiyon farklılaşması
ile kabuk değiştirir. Biz bu günden itibaren akıllıca
davranmaya başlarsak ve Tanrı bize bu kadar yıl avans
verirse, TÜM DEPREM RİSKİNDEN her gün biraz
daha ve 20 yıl içinde TAMAMEN KURTULURUZ..
S13-
Toplumda
bu bilincin yerleşmesi amacı ile çalışmaya başladığımızda,
Üniversitelerin ; GEREKLİ DERSLERİ ,
Belediyelerin; GEREKLİ YÖNETMELİK MADDELERİNİ
koyduğunu ve bu işi bilenlerin çoğaldığını
göreceğiz.. İnanın hiç de zor değil. İnsan
hayatını kurtarmak için mutlaka değecektir..
S14-
Gelin
aklın yolunda birleşelim !. AHŞABI YENİDEN TANIMAYA
VE TARTIŞMAYA BAŞLAYALIM !..
VE
ULUSAL AHŞAP BİRLİĞİ
A1- Ahşabın dünyada ve
ülkemizin kültür geçmişindeki örneklerini
belgelemek, ekonomik önemini, giderek “ahşabın
hayatımızdaki yerini” belirlemek gerekmektedir. Bu
konuda detaylı ve güvenilir bilgilere ulaşabilmek ve hayata
geçirebilmek için “ULUSAL AHŞAP
BİRLİĞİ” kurulmuş ve hizmet vermeye başlamıştır..
A2-
Bu “Birlik”, Ülkemizde ahşabın yok sayılmasını
engelleyecek, Batılıların özel bir sempatiden değil, mantıklı nedenlerden
ötürü
ahşabı çok yoğun kullandıklarını, “bilimsel kimliği” ile topluma anlatacak ve üyelerinin
imalatı ile de örnekleyecektir..
A3- Ahşap, fiziksel özelliklerini tarih
sürecinde kanıtlamış bir yapı malzemesidir.
Günümüz teknolojisinin ürettiği koruyucu maddeler ve yöntemlerle
daha da üstün özellikler kazanmıştır. Bu birlik,
eski bilgilerimizin tazelenmesi
ve çağdaş teknoloji ile birleştirilmesini sağlayacaktır
A4-
Her
türlü ticari işletmeden, spor ve konser salonlarına, okullardan
itfaiye binalarına kadar bir çok işlevin ahşap yapı çözümü üretilmiştir ve üretilecektir. “ULUSAL AHŞAP BİRLİĞİ”, bu konulardaki tüm teknik sorunların;
çözüm, araştırma ve denetleme merkezi olma görevini üstlenecektir..
A5-
Biliyoruz
ki hiçbir ticari ya da mesleki amaç, insan hayatından daha
değerli olamaz. Fakat, ahşabın yeniden keşfi,
depremdeki can kayıplarını önlemekle kalmayacak,
beraberinde; doğal dengelerin korunması, yeni estetik değerlerin
ve sağlıklı yaşam koşullarının
kazanılması gibi önemli yararlar sağlayacaktır.
A6- Birlik çalışmasından
yeni haberi olanlara buradan bir çağrı yapmak istiyoruz.
; gönlünüzdeki sevgiyi, dağarcığınızdaki
bilgiyi ve edindiğiniz deneyimi bu güce katabilirsiniz..
ULUSAL
AHŞAP BİRLİĞİ
TEL
: 0 212- 244 15 10
FAKS
: 0 212- 292 38 67
e-mail : ahsap@ahsap.com
NERELERDEYİZ ?..
Mimarlar Odasında , “ezeli görevlerimizden !” sandığımız
“yönetmelik revizyonu” üzerinde çalışırken,
ahşap ve çeliğin depreme dayanıklı özelliklerinden
bahsedip, neden yönetmeliğin bu yapı sistemlerini yok
saydığını sormuştum. Bir meslektaşımdan
; “Ama biz burada betonarme yapıları tartışıyoruz
!” cevabını aldım.. Ülkemizin tüm inşai
gerçeğini bir çırpıda yansıtan bu cevap neler
anlatmıyordu ki ?.. :
a- Başında koskoca “İmar” Yönetmeliği
yazmasına rağmen, imar etmenin “beton dökmek” olduğunu
bilmediğimi !,
b- Okullarımızda, betonarme dışındaki
inşa sistemlerinin fena halde ıskalandığını,
c- Meslektaşlarımızın, başlarını
betondan çıkarıp çevrelerindeki diğer inşa sistemlerini
öğrenme ve uygulama zahmetine pek katlanmadıklarını,
d- Bugünlerde İngiltere Cardington’da inşa edilen 6
katlı ahşap toplu konutların ve Paris’te,
2000 yılında açılışı planlanan, doğaya
saygı abidesi olarak inşa edilmekte olan 155 m boyunda,
500 tonluk düşey ve 2000 tonluk rüzgar kuvvetine göğüs
gerecek olan “ahşap yeryüzü kulesi”nin
bazı mimarlara hiçbir şey ifade etmediğini,
e- Yüzyılın başında hizmet ömrünün “sonsuz
!” olduğuna inandırılan betonarmenin, karbonatlaşma
sorunu yüzünden başının belada olduğunu, İngiltere’nin
betonarme köprü ve yolların tamiratı için yılda 550
milyon Sterlin harcadığını hiç duymadığımızı,
f- Çimento ve inşaat demirine bağımlı bir
sanayinin bireylere taktığı at gözlüklerinin ne kadar
etkili olduğunu,
g- Ahşabın, insanlığın elindeki, “kaynağı
yenilenebilen” yegane yapı malzemesi olduğunu , hiçbir
parçası ya da atığı doğa yıkımına
yol açmadığı gibi aksine, onu desteklediğini
bilmezden geldiğimizi,
e- Son depremde, baş roldeki suç aletinin; bir türlü doğru
uygulamasını beceremediğimiz “beton” olduğunu
hala fark etmediğimizi.. Vesaire, vesire.. Biraz daha düşünürsek,
alfabenin 29 harfi bu sıralamaya yetmeyecektir!..
Duayen meslek büyüğümüz Sayın Turgut CANSEVER,1977-80
arasında İstanbul’un, Dünya Kültür Mirası olarak
korunması çalışmaları sırasında Japonya’dan
gelen uzmanların : “Dünyada depreme en dayanıklı
yapı sistemi Osmanlı ahşap karkas sistemidir”
fetvasını verdiklerini bize hatırlatmıştı...
Kobe’den bilgi ve görgülerini aktarmak için gelen, kapalı-çarşıdan
çevrilmiş turist muamelesi yaptığımız şirin
Japon mimar dostlarımıza oda yöneticilerimizin telaşından
soramadığım soruyu yemek sırasında iletmişler.
Şu cevabı aldıklarını, “Baak gördün
mü !” edası ile aktardılar.. “Mimar kontrolündeki
yapıların % 98’i yıkılmadı diyorsunuz..
Peki yıkılanlar kaçak mıydı ?” demek istemiştim.
“Yıkılanların büyük çoğunluğu 2 katlı
eski ahşap yapılardı” cevabını almışlar
kahvelerini içerken..
Ahşaptan yapılan “sandal” ile ahşap “bahçe
çiti” arasındaki farkı fark edecek gözlemlere ne kadar
ihtiyacımız olduğu böylece anlaşılmış
oldu.. Sayın meslektaşlarım; bir Japon evi ile bir
İngiliz ahşap yapısı ve Osmanlı çatkısı
arasındaki önemli farkları, anlaşılan bu güne
dek ne merak etmişler ne de bir bilenle karşılaşmışlardı
!..
KAFAMIZI KIZDIRMASINLAR !..
Japonya’nın ünlü fırtınalarında uçmamak için
çatısı toprak ve kalın kiremitlerle ağırlaştırılmış,
diyagonal desteklerden yoksun “kağıt kaplı , çöp
bacaklı Japon evi”; ahşabın tek ve en iyi çözümü
değildi. Yirmi yıl önce bizim eski yapıları
inceleyen heyet de zeka özürlü değildi.. Japonlar sadece, kendi
eski yapılarının yanlışlarını
gidermekte geç kaldılar.. Bu da onlara; ilaveten 4.000 ölüme
mal oldu.. Bu gelişlerinde, 95 depreminden sonra, çapraz çatkılar
ve takviye direklerle eski ahşap yapıları restore
etmenin, betonla yeniden inşa etmekten daha ekonomik ve akıllıca
olduğunu fark ettiklerini bize anlattılar..
Mimar Sinan’daki panelimizden sonra kendisi ile görüştüğümüz
ve Ayasoya’nın kemer arası gergilerinin “ahşap”
olduğunu beraberce keşfettiğimiz, Kaliforniya Üniversitesinden,
20 yıllık deprem araştırmacısı Prof.
Stephan Tobriner’de Japonya’nın Kobe’de başına
gelen felaketin, Osmanlı çatkı sistemi benzeri diyagonal
taşıyıcıların olmaması yüzünden bu
boyuta ulaştığını dile getirmişti.
Yıl 2000. Aylardan Mayıs..( Şimdi tekrar ağustos..Değişen
bir şey yok !.) Eğer yirmi yıl önceki Japon’lardan
ve Amerikalı Profesör Tobriner’den şüphe edeceksek, birazdan
okuyacağınız konferansı veren İngiliz’in
de aklından şüphe etmek gerekir. Hele hele tüm konutlarının
% 90 ının ahşap olduğunu söyleyen Amerikalılar,
gerçekten zır deli olmalı..
Biz, son 50-60 yıldır zaten aklın zirvesini zorlamaktayız.
“Hayır !” diyen mi var ?.. Baksanıza ; beton yapılara
kaldığımız yerden ne büyük bir hızla başladık.
İlk bitecek kalıcı konutun merdiveni, yaparken çöküverdi
bir şehit verdik ama olsun. Sert bir yönetmelik maddesi
ile, ikinci bir emre kadar diğerlerinin yıkılmasını
yasaklarız .. Endişeye gerek yok !..
“Son Kaliforniya depremi 7.3 imiş. Marketlerde telef olan bir
iki konserve kavanozu dışında hiç kayıp olmamış
!.. Bunun sebebi; ahşap ve çelik çatkılı hafif yapılarmış
!” safsatası ile bizi kandıracaklarını
sanıyorlarsa aldanıyorlar.. Biz çimento sanayimizi aslanlar
gibi koruruz. En iyi bildiğimiz inşaat sistemini bir kenara
bırakıp; mimarımızın, mühendisimizin,ustamızın
ve müteahhitimizin sudan çıkmış balık olmasına
izin vermeyiz. Biz bu uğurda ölürüz, öldürürüz ama dönmeyiz
!..
Gerekirse,
bir yılda inşa edilecek 500.000 konutun başına
500.000 teknik eleman diker, göz açtırmayız alimallah..
Bu kadar kalifiye elemanı nereden buluruz ? Nasıl eğitiriz
? Nasıl besleriz gibi abes sorularla kaybedecek vaktimiz yok
bizim !.. Yaparız dedik mi yaparız..
AHŞAP
VE YANGIN
İsmi
lazım değil bir ünlü beton sever demiş ki : “Talihsiz
İstanbul’un başına ortalama 100-150 yılda bir,
ya deprem ya da yangın felaketi gelmiştir. Yangından
sonra yapılan taş binalar depremde yıkılmış,
yerine yapılan ahşaplar yangında kül olmuştur.
Onun için biz betonarmeyi tercih ediyoruz !”.. Ne kadar akıllıca
değil mi ? % 98 i ahşap konutlarda yaşayan Kaliforniya’nın
% 2 si bile bu kadar zeki değildir !..
Birkaç
saniyede yıkılıp yok olurken, altındaki canlılara
“hiç şans tanımayan” betonarmeyi, deprem riski
sıfıra yakın olup, tümü yanıp yıkılana
kadar bazen saatler geçen ve “canlıların tümünün kurtarılma
şansı çok yüksek” ahşaba tercih ediyor uzmanımız
!.. Sadece alçı plaka emsali malzemelerle kaplanmış
ahşap yapıların bile, hiçbir toksik duman yaymadan
30 ila 45 dakika kadar yangına dayanabildiğini, beton
binadaki ; sadece plastik doğramanın tutuşması
halinde bile, insanların yangından değil, kimyasal
zehirlenmeden ölebileceklerini bilmiyor anlaşılan beton
fanatiği dostumuz !.. Günümüzde yangın dayanımı
en az bir saat olan ahşap binaların yapılmakta olduğunu
da ona hiç söyleyen olmamış !..
Yangın
sonucu insan kayıplarının, binanın çatkısının
yanmasından değil, içerdeki eşyaların tutuşmasından,
mobilya ve yatak süngerleri başta olmak üzere, sentetik bileşime
sahip araç-gerecin ani tutuşması ve zehirli duman yaymasından
kaynaklandığını da itfaiye yetkililerinden hiç
duymamış anlaşılan !.. Bu tip yanıcı
ve patlayıcı eşya ise bütün beton evlerde doğaldır
ki bol bol mevcut ..
Yangının
yayılarak diğer binaları da etkileyeceği akla
geliyorsa, deprem sırasında yıkılırken
yanındaki sağlam binayı da göçerten apartmanlar hatırlanmalıdır.
Yangında yandaki evde yaşayanların kurtulma ihtimali
son derece yüksek iken, depremde bir binanın sağlam binaya
çarpması, depremden beter sonuçlar doğurmaktadır..
Bir
yapı depremde yıkılmıyorsa, doğal gaz borularının
hasar görmesi de söz konusu değildir. Kritik noktalarının
esnek eklem haline getirilmesi halinde, iç tesisatın ahşap
bir evle beraber sallanmasının herhangi bir kaçağa
sebebiyet veremeyeceğini söylüyor Makine Mühendisleri .. Olası
kaçak halinde, eve konan algılayıcıların 5
ila 10 saniye içinde gazı otomatik olarak keseceğini ifade
ediyorlar..
Ayrıca,
sadece deprem hareketini algılayan ve ilk sarsıntılar
başlar başlamaz erken uyarı sistemini alarma geçirip
şehrin tüm elektrik ve gaz şebekesini birkaç saniye içinde,
henüz kaçak olmadan devre dışı bırakabilen
sistemler var ve 1980 den beri Dünyada kullanılmakta .. Gönül
ister ki deprem riski taşıyan tüm yerleşimlerimiz
artık bu gibi cihazlarla donatılsın !.. Petkim
için de bu sistem kurtarıcı olacaktı. Ama,“Ülke
genelinde en büyük risk !” taşıyan işletmede
bile böyle bir önlem akla gelmemişti nedense ?. Bir şehri
sadece gaz ve elektrik kaçaklarının sonuçlarından
kurtarmanın maliyeti; o şehrin büyük yapılarından
birinin maliyeti kadar bile değil !..Yeter ki birileri, insan
hayatının bedelini düşünmeye hazır olsun !..
Yangına
karşı önlem alarak,hiç çıkmaması sağlanabilir
. Depremin olmaması için ise hiçbir şey yapamayacağımız
unutulmamalı ! .. Doğru çatkılı
ahşap evlerin depremde yıkılma riski sıfıra
yakındır.. Betonarme yapılarda önlem almanın
ise ne kadar zor ve kadro yetersizliğinden ötürü artık
olanaksız hale geldiğini anlamış olmalıyız
!..
BAK
ŞU İNGİLİZ ’E YA DA AMERİKALI’YA !
Senkron’dan
Sayın Emine ERDOĞMUŞ bize aktarıyor ;
“THE ECONOMIST”in28 Ağustos 1999 sayısında
çıkan “Türkiye’den Dersler” başlıklı
makalede aynen şunlar yazıyormuş :
“1994
Los Angeles ve 1995 Japonya ile (1999
Los Angeles de güncel ilave ) depremlerinden alınan derslerden
, deprem büyüklüğü eşit olduğunda ölü sayısını
etkileyen en kritik faktörün, kullanılan yapı malzemesinin
özellikleri olduğu anlaşılıyor. KATİL : AĞIRLIKTIR. Türkler ; başlarının üzerindeki yıkılan
strüktürlerin altında ezildiler ..
Japonya’da
sık olan tayfunlardan korunmak amacı ile inşa edilmiş
ağır çatılı yapıların ölümcül olduğu
ispat edildi. Kaliforniya’da ise, beton temellere bağlanmış
hafif çatkılı ahşap karkas evler titremelere dayandı.
Türkiye ve yardıma koşan iyi niyetli yabancılar,
ağır ve yüksek beton binaları tekrar inşa etmeden
önce
"ESKİ
MODA AHŞABI TEKRAR DÜŞÜNSELER İYİ
EDERLER !"..
Eski
moda “mimari” demiyor dikkatinizi çekerim !. Sadece “ahşap”
diyor. Yani ahşabın konstrüktif biçimlenişine dikkati
çekiyor. Bazıları, geleneksel Türk Mimarisini sadece dış
görünüşü ile günümüze aktarmak olarak algılamasınlar
lütfen !.. Yoksa betondan “eli böğründe” ve ahşap
taklidi “cumba” yapmakta, kimsenin bizi geçemeyeceğini
bilmeyen varsa öğretiriz evel Allah !.
Daha
da ileri giderek ; dört santime kesilmiş 20x60 doğal taş
plakları, taş duvarmış gibi şaşırtma
derzlerle, kremalı pasta katları misali betonun önüne
kaplama konusunda da dünyadan geri kalmayız .. Kaplama olduğunu
vallahi kimse anlayamaz.. Dedelerimizden kalmış taş
bina sanır bazı cahiller !.. Ayıp gizlercesine betonarme
kütleyi öyle bir kaybederiz ki ünlü sihirbaz David COPPERFIELD’in
ağzı açık kalır.. Kandırmak ne güzel şey
!..
Lafı
uzatmayalım !.. Maksat ; hiçbir alanda “sahte görsel tatmin”e
kapılmamak gerektiğini hatırlatmak ve ahşabın
o günkü sistemle fakat bu günkü estetik anlayış ve teknik
olanaklarla yeniden yorumlanması gerektiğine dikkati çekmektir.
Taşmış “gibi sanki !” binalarımızda
olduğu gibi, “tuğla duvar üstüne yalı baskısı”
veya ahşap görünümlü “plastik doğramadan kafesli cumba”yı
ahşapmış “gibi sanki” yapmanın, mimarlığın
evrensel etiğine değil sadece modaya uymak olduğunu
bilmeliyiz .. Ahşabın, çeliğin
,tuğlanın, kerpiçin ve de
betonun gerekirse beraberce ama her biri kendi görevini
yapacak biçimde kullanılmasının ayıp olmadığını
öğrenmeliyiz ..
“Nerede
bizde öyle orman ? Canına okuyalı çok oldu !” diyebilecek doğa severlere bir açıklamam ve bir
müjdem var : İngiltere’de kesimlik orman, doğanın
cilvesi olarak hiç yokken ahşap konut yine de yaygınmış.
Ağacı bu maksatla kullanabilen Ülkelerin ormanları
ise eksilmiyor, aksine artıyormuş.. Neden ? derseniz ;
işlerine yarayan ormanı geliştirmek için yeni yöntemler
icat etmekte imişler de ondan !.. Doğanın gönüllü
bekçisi “Green Peace” örgütü de bu yüzden ahşap konutları
destekliyor !..
Bakarsınız
biz de bu yolla akıllanır, doğayı sevmeyi öğreniriz
!.. Hele THE ECONOMİST’in dediği gibi ; “eski moda ahşabı gündeme taşıyalım”
sonrası kolay !..
BİRAZ
“MİZAH” TAKILALIM !
Artan
sorunlar ve vergilerle iyice bunalan tebası zil takıp
oynamaya başladığında “tehlike sınırına
geldik, artık yeni vergi koymayalım” diyen bilge padişahın
hikayesini bilirsiniz !.. Deprem sonrası ortaya konan bilgi
ve bulgular karşısında duyarsızlığı
sağır sultanı geçen yetkililer yüzünden “oynatmaya
beş kaldı !”.. Zillerimizi takmadan biraz şakanın
dozunu arttırırsak belki de yaklaşan tehlikeyi farkına
varırlar !.. Bir deneyelim mi ? Aklıselim sahiplerinin,
neyin “tersinin” doğru olduğunu bileceklerine güveniyorum
..
İngiliz’dir,
delidir ne söylese yeridir.. Bilmiyor ki ; şu anda çala kalem
yönetmelik çıkaran ve kış telaşı ile beton
binalara gaz veren, ölümcül kararlara imza atan tüm yetkililer bir
daha ki körfez depreminde zaten çoktan ölmüş olacaklar.
Malum 100 ila 250 yılda bir beklenirmiş böylesi felaket
!.. Biz ne zaman çocuklarımızı, hele hele torunlarımızı
ve sonrasını düşündük ki şimdi düşünelim
?. Hükümetlerimizin ve bürokrasinin “tabiatına aykırı”
şeylere bizi teşvik etmeyin !..
“Körfezde
bir dahaki büyük deprem ancak 100 yıl sonra olur. Onun için
kalbinizi serin ,kendinizi sıcak tutun !.. Soğukta çadırlarda
ya da çadır kabası prefabrik barakalarda üşümektense,
az hasarlı, orta hasarlı evlerinize geçip paşa paşa
oturun” diyebilen ; cin fikirli, uzman ; bilimselimsi, bürokratımsı
,üstelik nüfusa da kayıtlı akıl verenlerimiz var..
Sırtımız yere gelmez !..
94
depreminin olduğu Northridge Los Angeles , A.B.D nin en gelişmiş
bölgelerinden biri.. Konutların % 99’ u ahşap..
Ah şu şaşkın Amerikalılar.. Nerede yaşadıklarının
farkında değiller.. Bir çok okul ve orta büyüklükteki
iş yeri de ahşap üstelik.. Bunlar akıllanmazlar !..
Bakın
şu deprem sonrası raporuna da bana hak verin.. Amerikan
konutlarının sadece % 40 ı deprem sigortasına
sahipmiş. “Gerek yok ! niye yıkılsın ki ?”
diyorlarmış .. Bize inat gerçekten de yıkılmıyormuş
bu ahşap binalar !.. Nerede bizim aklı evvel yöneticilerimiz
?.% 60 Amerikalıyı ölümden döndürmenin tek yolunun
“sigortalamak !” olduğunu niye eski müttefikimize öğretmiyoruz
?.. İş bilir sigortacılarımız uyuyor mu
? Koskoca bir “Amerikan pazarı” onları bekliyor
!..
|